BUSINESS BYTES

Değişim, "yeni normal" mi?

  • Yayınlanma Zamanı 1 yıl önce
  • 3 min okuma süresi

Sürekli bir değişim hali içinde yaşıyoruz. Gelişmiş dünyamızda bildiğimiz ve kullandığımız neredeyse her şey o denli hızlı değişiyor ki, herhangi bir kesinlik derecesine sahip bir plan yapmak büyük bir zorluk oluşturuyor.

Çok sayıda ekonomik, dijital ve sosyal faktör, bu dönüşüm çağını yaratmak için bir araya gelmiştir. 2008'deki ekonomik gerileme dönemi, geleneksel ekonomik modellerin istikrarını bozmuş ve köklü finans kurumlarının ve üst sınıf markaların batmalarına yol açmıştır.

Girişimciler, yeni iş modelleri geliştirmek için hızla dijital teknolojileri kullanmışlardır. Gazetelerde ve müzikte olduğu gibi medya sektöründeki geleneksel hiyerarşiyi halihazırda bozmuş olan BT-destekli yenilikler, diğer sektörlere de yayılmıştır.

Uber ve Airbnb gibi şirketler, müşterilere yüksek kaliteli deneyimler sunmak için yenilikçi yazılım platformlarını kullanmışlardır. Bir otomobil filosu ya da küresel bir otel zinciri gibi geleneksel fiziksel varlıklara sahip olmamalarına rağmen, bu tür şirketlerin değerlemeleri hızla yükselmiştir.

Teknoloji sektörünün kendisi dahi değişmiştir. CIO'lar, uzun vadeli dış kaynak kullanımı sözleşmeleri ile az sayıda tedarikçi ile çalışmak zorunda kalmak yerine, bir dizi daha küçük, bulut tabanlı sağlayıcıdan yararlanan çok-kaynaklı bir BT satın alma yaklaşımı kullanmaya başlayabilirler.

Çalkantılı bir ekonomik ve teknolojik dönüşüm döneminde ortaya, değişimin "yeni normal" olduğu bir iş dünyası çıkmıştır. Giriş engeli, hiç bir sektörün ani dönüşümden muaf olamadığı bir seviyeye inmiştir. Bu eğilim, BT liderleri üzerinde, yeni eğilimlere ve fırsatlara karşı daha uyanık olma ve her zamankinden çok daha küçük bir zaman ölçeği içinde karşılık verme baskısı yaratmaktadır.

Sürekli değişim hali ile başa çıkmaya yönelik bir strateji geliştirmek kolay değildir. Lider yöneticiler esnek bir şekilde davranmalıdır; bir yandan yeni operatörlerin öne geçmediklerinden emin olmak için tetikte olmaları, öte yandan bir rekabet avantajı yaratmak amacıyla ileriye bakmayı sürdürmeleri gereklidir.

Yöneticiler, dahili son kullanıcının taleplerine odaklanmaktan çok, müşterilerin görüşlerini takip edeceklerdir. Araştırma kuruluşu Forrester'in öne sürdüğü gibi, müşterilerin hizmet ve deneyime ilişkin yüksek beklentilere sahip olduğu bir müşteri çağına girdiğimizi kabul edeceklerdir.

Forrester tarafından Canon adına yapılan bir araştırma, önde gelen şirketlerin, fark oluşturan temel bir unsur olarak müşteri deneyiminin farkına vardıklarını göstermektedir. İş liderlerinin yüzde elli biri, yeni ortaya çıkan iletişim kanalları ve teknolojileri için bir olurluk incelemesi oluştururken müşteri memnuniyetini en önemli ölçülerden biri olarak ifade etmektedir, ancak çoğu şirket, iç iş sınırlamalarının kendilerini engellediğine inanmaktadır.

İş liderlerinin sürekli dönüşüm için bir başa çıkma mekanizması oluşturmaları gereklidir. Forrester, şirketler büyüyüp geliştikçe yapıların, ortaklıkların ve iş modellerinin değişmeye devam edeceğini öne sürmektedir. Bu araştırma kuruluşu, müşteri deneyimini sistematik olarak iyileştirmek için, yöneticilerin hem dahili hem de harici olarak karmaşık bir ortaklar ekosistemini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerektiğini belirtmektedir.

Kuruluşa değişim boyunca yön vermek, zorlu bir görev olacaktır. Ancak bu, kıdemli yöneticilerin sahiplenmeleri gereken bir sınavdır. Dijital dönüşüm söz konusu olduğunda, ok yaydan tamamen ve gerçekten çıkmış durumdadır ve iş liderlerinin beklenmeyeni beklemeyi öğrenmeleri gereklidir.